31 Ocak 2018 Çarşamba

Temizlikte 13 Püf Nokta

1 - Bakırlarınızı ve çeşmelerinizi ve küflenen metallerinizi keççapla ovarsanız ilk günkü gibi olacaktır.

2 - Şampuanı su dolu kovaya döküp camlarınızı hiç kurulama yapmadan silebilirsiniz. Ayriyetten camsile doldurup tozda alabilirsiniz.



3 - Bulaşık Makinesi tabletini 5 bardak sıcak suda eritip birazda içine parlatıcı sıkıp halılarınızı koltuklarınızı silebilirsiniz. Ayriyetten aynı işlemi yağli mutfak dolaplarında uygulayabilirsiniz sonuç Mükemmel.

4 - Halınıza diyelimki çay döküldü direk üzerine parlatıcı döküp silin, Çaydan Lekesinden eser kalmayacak.

5 - Duşakabininizi veya çesmelerinizi parlatıcıyla silerseniz parlak durur.

6 - Beyaz kalıp sabunu rendeleyip sıcak suda eritip 5 kiloluk bidona koyun gerektiğinde mutfak dolaplarınızı. Fırınınızı. Halılarınızı. Koltuklarınızı silebilirsiniz.

7 - Tencere çaydanlık ve tavalarınızı cif’i normal bir market poşetine doküp ovalarsanız pırıl pırıl olacaktır.

8 - Mutfak tezgahınızın köşelerinde silikonlar siyaha dönüştüyse pamuğa domestos döküp sabaha kadar bekletin kararıklıktan eser kalmayacaktır.

9 - Toz alırken vazelini bezinize sürüp öyle toz alırsanız tozlanma gecikiyormuş.Yada mavi silikonlu su ile toz alırsanız tozlanma gecikiyor, ama dikkat edin parkeye damlamasın çok kayganlastırıyor.

10 - Pimapenlerinizin temiz olması için cif ve poşet kullanarak temizleyebilirsiniz.

11 - Çıkmayan etiketlerinizden kurtulmak istorsanız fön makinesini tutun ısınsın yormadan çıkacaktır.



12 - Beyaz çamasırların daha beyaz olmasını istiyorsanız makinayı en yüksek ısıda beklemeye alın yıkarken de çamaşır suyu ve beyaz kalıp sabunda kullanırsanız daha beyaz olucaktır.

13 - Perdeleri beyazlatmak için bulaşık makinesi tabletini kullanabilirsiniz. Yıkamadan perdeyle beraber kazana koyabilirsiniz.

14 - Elma sirkesi yada beyaz sirke temizlikte aklınıza nereleri geliyorsa kullanabilirsiniz. Mikropları Öldürür.




Kızı Olan Babalara

Kızlarınıza vakit ayırın ve onları çok ama çok sevin.

Anlattıklarını dinleyin ki onları ilk dinleyen adamın kendilerini sevdiğini sanmasınlar.

Onları güldürün, birlikte eğlenin ki beraber eğlendikleri ilk adamın peşine takılıp gitmesinler.



Gözlerinin içine bakın, göz bebeklerinizde kendilerini görsünler ki gözlerinin içine yalandan bakıp sevgi sözleri söyleyen adamlara kanıp hayatlarını heba etmesinler.

Kızınızı ne kadar çok sever ne kadar çok ilgilenirseniz onları suistimal edilmekten, kullanılmaktan o kadar korumuş olursunuz.

Babalarından yeterli desteği ve ilgiyi görmeyen kız çocukları başka erkekler tarafından istismara açık hale gelirler.

Kız çocuğuyla ne yapılır erkek olsa balığa gidersin maça gidersin demeyin.



Balığa da gidilir, denize de, maça da. Cinsiyet ayrımcılığı yapmayın.

Oturup evcilik oynayın demiyorum. Ama en azından onun kurduğu oyunun izleyicisi olun.

Ona tanık olun ki kendini göstermek dikkat çekmek için olmadık çabalara girmesin büyüdüğünde.



Eğer bir kız çocuğunuz varsa bilin ki kızınızın hayatındaki en önemli figür babasıdır.

Baba kız arasında kurulan ilişkinin niteliği o kızın hayatı boyunca kuracağı ilişkilerin niteliğini belirler. Babasız olmak zordur.

Baba varken yoksa işte o daha da zordur.

Kız çocuklarını çok iyi koruyun ki kendilerini korumayı öğrensinler. Koruyun derken kısıtlayın demiyorum.



Onları kırılmaktan, kandırılmaktan, cehaleletten koruyun.

Kızlarınıza güvenin.

Kızlarınızın eğitimi için varınızı yoğunuzu ortaya dökün. Güç verin onlara ki gücü dışarıda bir yerde başka birilerinde aramasınlar.




30 Ocak 2018 Salı

Anne ile Güzel Bir yemek

İşimin yoğunluğu, eşim ve üç çocuğumun beklentileri sebebiyle annemi görme fırsatım pek olamıyordu. O akşam annemi yemeğe ve ardından sinemaya davet ettim. Endişelendi ve hemen “İyi misin, her şey yolunda mı” diye sordu. Annem de geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlamı olacağından şüphelenen tipte kadınlardandı.



– “Seninle beraber ikimizin biraz zaman geçirmemizin güzel olacağını düşündüm” diye yanıtladım.

– “Sadece ikimiz mi?” Biraz düşündü ve “Çok isterim” diye cevap verdi.



O cuma, iş çıkışı onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardığımda fark ettim ki o da, randevumuzdan ötürü hafif gergin görünüyordu. Kapısının önünde, paltosunu çoktan giymiş bir şekilde bekliyordu.

Saçlarını yaptırmıştı ve üzerinde babamla kutladıkları son evlilik yıl dönümlerinde giydiği elbise vardı. Bana melekler kadar ışıltılı bir yüzle gülümsedi. Arabaya bindiğimizde:



– “Arkadaşlarıma oğlumla dışarı çıkacağımı söyledim gerçekten çok etkilendiler” dedi. “Randevumuzun nasıl geçtiğini duymak için sabırsızlanıyorlar.”

Gittiğimiz restoran, çok şık olmasa da sevimli, sıcak ve servisin kaliteli olduğu bir mekândı. Annemse, bir kraliçe edasıyla koluma girdi.Yerimize oturduktan sonra ona menüyü okumam gerekmişti, çünkü küçük yazıları göremiyordu.



Ben daha menünün ortalarındayken annemin nemli gözlerle ve nostaljik bir gülüşle bana bakmakta olduğunu fark ettim.

– “Eskiden, sen küçükken, menüleri okuyan bendim, sense meraklı bakışlarla beni dinlerdin” dedi.



Ben de gülümsedim.

– “O zaman, şimdi senin rahat rahat oturma sıran ve ben de okuyarak borcumu ödeyebilirim” dedim.

Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi, sıra dışı hiç bir şey olmadı ama eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden bahsederek kaybettiğimiz zamanın birazını telafi etmeye çalıştık. O kadar çok konuştuk ve eğlendik ki film saatini kaçırdık. Akşam annemi evine bırakırken;



– “Seninle tekrar çıkmak isterim ama ancak bu sefer benim seni davet etmeme izin verirsen” dedi ve bir akşam tekrar buluşmaya karar vererek ayrıldık.

Eve geldiğimde eşim yemeğin nasıl geçtiğini sordu:

– “Çok güzeldi” dedim. “Düşünebileceğimin çok üstündeydi.”



Birkaç gün sonra annem aniden ciddi bir kalp krizi sonucu vefat etti. Bu o kadar ani gerçekleşmişti ki, onun için bir şey daha yapma şansım olmamıştı. Birkaç zaman sonra evime, annemle yemek yediğimiz restorandan, ödenmiş iki kişilik bir yemek faturası ve üzerine iliştirilmiş bir not yollandı:

– “Oğlum, bu faturayı önceden ödedim, çünkü seninle kararlaştırdığımız randevu gününe gelemeyeceğimden neredeyse yüzde yüz emindim. Yine de iki kişilik bir yemek ayarladım çünkü bu sefer eşinle beraber gitmenizi istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin. Seni Seviyorum.”

O an, “Seni Seviyorum” demenin ve hayatta değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zamanı ayırmanın önemini anladım.




Margarin Kullanmayın

Diploma tezimi Türkiye’nin ünlü margarin fabrikasında hazırladım…

Kokusuzlaştırılmış ve arıtılmış SIVI pamuk çekirdeği yağını HİDROJENE EDEREK DOYURMANIN ve de vücut ısısına son derece tehlikeli şekilde yaklaştırmanın nesinin akla uygun olduğunu ne ben çözebildim, ne de bu konuda benden çook daha bu konuyu bilmesi gerekenlere tüm uğraşmalarıma rağmen ÇÖZDÜREBİLDİM …



Stajımı ve tezimi başarıyla bitirdim, hocama teslim ettim. O gün bugündür ağzıma margarin koymamaya kesin karar verdim ve uyguladım.



Margarin ambalajlarına, kesinlikle, sigara ambalajlarına getirilen zorunluk getirilmelidir.

Margarin sağlığa ÇOK ZARARLIDIR yazılmalıdır!!! Margarin sağlığa ÇOK ZARARLIDIR yazılmalıdır!!!



İŞTE EN İLGİNÇ KISIM ! Margarin plastikten yalnızca 1 molekül farklıdır.

İşte bu gerçek beni hayatım boyunca bir daha margarin ve diğer hidrojene yiyecekleri yemekten alıkoymuştur. Hidrojene demek moleküler yapısına hidrojen eklenmiş demektir.



Kendiniz de deneyebilirsiniz: …….

Bir paket margarin alın ve gölge bir yere koyun. İki gün içinde şunları gözlemleyeceksiniz…



Üzerine bir tane bile sinek konmayacaktır ! Bu size birşeyler anlatmalı.

Çürümeyecek ve kötü kokmayacaktır. Çünkü hiçbir besin değeri yoktur ve üzerinde hiçbir şey gelişmez.



Hatta mikro organizmalar bile yerleşmez. Neden? ? ?

Çünkü nerdeyse plastiktir.



Evdeki plastik kablonuzu eritip de tostunuza sürer misiniz ?

İsterseniz sürmeye devam edin ama en azından gelecek nesillere, çocuklarınıza bu vicdansızlığı yapmayın.

Sağlıklı günler dilerim …




Beyin hakkında 20 şaşırtıcı gerçek

1 - Beyin üzerinde yapılan araştırmalar göstermiştir ki beynin serebellum kısmı kendimizi gıdıklamamızı engeller. Böylece beklendik ve beklenmedik olaylar arasında ayrım yapabiliriz.



2 - Beyniniz 40'lı yaşların sonuna kadar gelişmeye devam eder.



3 - Çikolatanın kokusu beyninizdeki teta beyin dalgalarını artırır ve gevşemenizi sağlar.



4 - Beyninize 5-10 dakika arası yetersiz oksijen gitmesi, kalıcı beyin hasarlarına yol açabilir.





5 - Araştırmalar hüzünlü müzik çalınan yerlerde, insanların hissettikleri acıyı hafifletmek için daha fazla alışveriş yaptıklarını ortaya koymuştur.



6 - Midenizde, bağırsaklarınızda, pankreasınızda, ciğerlerinizde, anüsünüzde, hayalarınızda ve hatta beyninizde bile tat alıcılar bulunmaktadır.



7 - Beyinde acı reseptörü yoktur, bu nedenle beynimiz acıyı hissetmez.





8 - Alkol almak size hiç bir şeyi unutturmaz.



9 - Yetersiz uyku beyninizi etkiler ve iradenizi zayıflatarak, tepkilerinizi yavaşlatır.



10 - Beyin donmasının bilimsel adı "Sphenopalatine ganglioneuralgia"dır.





11 - Sağ beyin ve sol beyin, sanılanın aksine ayrı değil beraber çalışır.



12 - Bilim adamlarına göre; diyet yapmak, beyninizi kendisini yemesi için zorlayabilir.



13 - Kronik stres, beyninizin erken yaşlanmasına ve güçsüzleşmesine neden olur.





14 - Evde yaşanan şiddetli kavgaların küçük çocukların beynine yaptığı etkiyle, çatışmaların askerlerin beynine yaptığı etki aynıdır.



15 - Çok küçük bir enerjinin bile beynin işleyişini değiştirdiği ve empatiyi azalttığı bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.



16 - Başkaları için para harcamak sizi, kendiniz için para harcamaktan daha mutlu eder.





17 - Beyniniz sıkıcı birinin yaptığı monoton bir konuşmanın daha ilginç olması için konuşma sesini kafamızda değiştirir.



18 - Bazı akademik çalışmalara göre mutluluğun anahtarı bir şeyler satın almak değil bir şeyler tecrübe etmektir.



19 - Gece uykusu beyin için en ideal uykudur. Beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağların geliştirilmesini sağlar. Bu sayede beyin gündüz öğrendiklerini gece kayda geçirir.





20 - Bir espriye gülmek basit bir iş değildir, beyindeki beş farklı bölgenin bir arada çalışmasını gerektirir.




29 Ocak 2018 Pazartesi

Bir Evlilik Hikayesi “Yüksek Eşik”

Feyza kocasının yüzüne kapadı telefonu. Saffet yine sinirlerini zıplatmıştı. Söylüyor söylüyor hep aynı şeyleri söylüyordu. Oysa Feyza her telefonu, artık yelkenleri suya indirmiştir, diye açıyordu fakat kocasından geri adım göremiyordu. Altı aydan beri ayrıydılar. Beş yıllık evlilerdi ve bu beş yılı Feyza’nın memleketinde annesinin evine çok yakın yerde oturarak geçirmişlerdi.



Beş ay önce Feyza’nın annesinin sebep olduğu bir kavga yüzünden Saffet tutturmuştu “Biraz da benim memleketimde yaşayalım” diye.

Saffet: “Annen hayatımıza çok karışıyor, evliliğimizi kötü etkiliyor, benim memleketime gidelim, babam da yaşlandı yardıma ihtiyacı var” demişti. Feyza bu teklifi kabul etmemişti. “Senin memleketinde ben yaşayamam. Ayrıca ben çalışıyorum, annem çocuğumuza bakıyor, kızım anneannesine alışkın başkasıyla yapamaz.” demişti.



O ne derse desin Saffet ikna olmamış ve tayin istemişti. Tayini bir ay içinde çıkmıştı. Tayin üzerine bir büyük kavga daha kopmuştu. Feyza birkaç parça eşya alıp kızı ile birlikte annesinin evine gelmişti. Saffet de evin eşyalarını yükleyip memleketine götürmüştü. Şimdi “siz de gelin” diyordu. Fakat Feyza gitmeyecekti, boşanmayı göze almıştı. Derin bir of çekti. Annesi de evde yoktu ki biraz konuşup rahatlasın. Feyza’nın kızı ile birlikte cumartesi pazarına gitmişlerdi.



Salonun bir köşesinde oturmuş, elinde tespih, gözleri bahçedeki ağaçlarda bu dünyada değilmiş gibi yaşayan babaannesine takıldı gözleri. Son yıllarda iyice konuşmaz olmuştu. Feyza onunla uğraşmak istedi biraz:



“Sen ne diyorsun bu işlere babaanne?” diye sordu.

Hiç sesini çıkarmadı babaannesi. Başını çevirip Feyza’nın yüzüne baktı uzun uzun. Tekrar bahçeye döndü yüzünü.

“Konuşsana babaanne ya… Baksana sıkıntım var. İki kelam et, içimi rahatlat.”



Babaannesi hiç kımıldamadı bile. Feyza tam ümidini kesmişken bu kez vücuduyla döndü ondan yana.

“Ben konuşursam suçlu olurum kızım.” dedi.

Feyza babaannesinin ne kast ettiğini anlamıştı. Annesi kayınvalidesini zaten evde istemiyordu, kadının varlığı yokluğu belli değildi ama annesi yine de rahatsız oluyordu. Babaannesi huzurevine gitmek istemişti ama Feyza’nın babası bırakmamıştı. O evde sığıntı gibi yaşamak kadıncağızın çok zoruna gidiyordu. O da “Bu benim imtihanım” deyip kimseyle konuşmaz olmuş, kendini ibadete vermişti.



“Bir şey olmaz babaanne, annem evde yok, hadi biraz konuşalım. Ne diyorsun? Sence Saffet bu inadından vazgeçip geri döner mi?”

“Onu bilemem kızım yalnız bildiğim bir şey var ki bir kadının yeri kocasının yanıdır. Senin annenin evinde ne işin var?”



“Aman babaanne… Durumları biliyorsun evin içinde her şeyi görüyorsun, duyuyorsun. Şimdi şu söylediğine bak. Ne yapayım şimdi Saffet’in memleketine mi gideyim? Çok mutlu bir evliliğim olsa belki giderim ama Saffet’le zaten doğru düzgün anlaşamıyoruz.”

“Anneni hayatına bu kadar karıştırırsan anlaşamazsın kızım. O senin yuvan; annenin değil, sahip çık.”

“Gidemem başka bir şehre, Saffet’in ailesini sevmiyorum.”



“Sevmek istersen seversin kızım. Sen ta en baştan sevmemeye şartlandın. Tanıdım ben onları, iyi insanlar. Kusurları elbette vardır, hepimizin var. Kusurlarını görmezden gelirsen, kocamın ailesi diye saygı duyarsan, seversiniz birbirinizi.”



“Uğraşamam onlarla. Boşanırım Saffet gelmezse, yapacak bir şey yok. Sağ olsun annem yanımda bana destek oluyor.”

“Geri dönen kıza, evinin eşiği yüksek gelir, kızım. Şimdi daha yenisin ana evinde, evliliğinden de hâlâ bir ümidin var; burada misafir gibi duruyorsun ama boşanıp geri dönersen böyle rahat edeceğini sanma.”



“Niye rahat edemeyeyim babaanne. Akşam işten geleceğim annem yemek yapmış, her iş yapılmış, kızıma en güzel şekilde bakılmış. Daha ne isteyeceğim. Yemek yapma kaygısı yok, koca derdi yok. Oh mis gibi hayat.”

“İş kaygısı, koca derdi bende de yok kızım ama hayatım hiç de mis gibi değil. Her şey dışarıdan göründüğü gibi değildir. Annen de baban da kızın için babasının yerini tutamazlar. Tencerede de kahve pişer ama hiçbir zaman cezvede pişen kahvenin yerini tutmaz.”

“Aman babaanne bozma moralimi ya…”



“Konuşalım diyen sensin. Keşke başta deseydin. Gerçekleri değil, sadece annem gibi duymak istediklerimi söyle deseydin, ona göre konuşurdum.”

Feyza ne diyeceğini bilemedi. Babaannesi sözlerine devam etti:

“Tamamen boşanıp geldiğinde her şey sana batmaya başlayacak. Eve gelen misafirlerden tut, annenin hiçbir kasıt olmayan sözlerine kadar. Şimdi kızım bakılıyor diyorsun, o zaman şımartılıyor diyeceksin. Şimdi yemek hazır oluyor diyorsun, o zaman her gün yemek yapılıyor, kilo alıyorum diyeceksin ya da başka şeyler. Hep bir şeylerden rahatsız olacaksın. Bu evde bir daha bekârlık günlerin gibi olamayacaksın. Kocanla yaptığın kavgaları bile özleyeceksin.”



“Kavga da özlenir mi babaanne?”

“Kavgaları ve kavgalardan sonraki barışmaları özleyeceksin. Ah kızım anne baba hiçbir zaman eşin yerini tutmaz. Akşamları annen babanı alıp sarılıp uyurken sen odanda yapayalnız uyuyacaksın.”

Feyza babaannesinin çizdiği tablodan rahatsız olmuştu.



“Yeniden evlenirim canım başka koca mı yok sanki?”

“O kadar kolay mı çocuğuna başka bir adamı baba diye kabul ettirmek. Dertsiz insan yok. Boşanmış biri ile evlensen onun da kendi çocukları varsa başka sıkıntılar çıkar. Niye ortada ciddi bir şey yokken kocandan, çocuğunun babasından vazgeçiyorsun? Hem o kadar da kolay değil koca bulmak. Bu devirde koca karaborsa kızım.”

“Karaborsa mı? Ay niye karaborsa oluyorlarmış, erkek kıtlığı mı var?”



“Erkek kıtlığı yok ama artık erkekler evlenmekten kaçıyorlar. Bu devirde ev geçindirmek zor. Bekâr, dul çok hanım var. Baksana amcanın kızlarının hepsi bekâr, evlenmek istiyorlar ama koca bulamıyorlar. Elindeki adamın kıymetini bil. Sen bırakırsan dışarıda en az beş yüz kadın var, adamı hemen kaparlar.”

“Aman kaparlarsa kapsınlar babaanne, hiçbir özelliği yok. Romantik değil, bir şey değil.”

“Kusura bakma da senin ne özelliğin var kızım? Çok mükemmel kadın mısın? Şimdiki kadınlar dört dörtlük koca istiyorlar, sanki kendileri dört dörtlük kadınlarmış gibi.”



Feyza ne diyeceğini bilemedi babaannesinin sözleri karşısında. Biliyordu babaannesi haklıydı. Bir süre ikisi de sustu.

“Annem ‘Maaşın var, ne koca sıkıntısı çekeceksin?’ diyor.” dedi.

“Şimdi de bu çıktı. Sadece annen için söylemiyorum; eve gelen misafirlerden de duyuyorum. ‘Kızı biz büyütüp, biz okuttuk, elin oğlu parasını yiyor.’ diyorlar. Onlar kızlarının mutluluğunu düşünmüyorlar. Onların derdi para, başka bir şey değil.”

Feyza’nın iyice kafası karışmıştı. Annesinin bencilce davrandığını bazen o da düşünüyordu. Düğün sırasında yapılan alışverişlerde Saffet’in ailesi ile tatsızlıklar olmuştu. Annesi düğünden sonra Saffet’in kendi ailesi ile ilişkisini kesmesini istemiş, bunu damadına belli etmişti fakat Saffet kayınvalidesini hiç dinlememişti.



Feyza zaten kayınvalidesi ile senede bir bayramda Saffet’in zoru ile görüşüyordu, annesi ona bile kızıyordu. Annesi Saffet’in onun direktiflerine göre yaşamasını bekliyordu. Öyle olmayınca da sürekli damadının arkasından konuşuyordu. Annesi istedikleri yapıldığında dünyanın en iyi kadını oluyordu; istedikleri olmayınca da çok şerli olabiliyordu.

Babaannesi eski bir türküyü mırıldanmaya başladı:

“Kadifeden kesesi, kahveden gelir sesi,

Oturmuş kumar oynuyor, ciğerimin köşesi.”

Ah ah eski kadınlar. Kahvede kumar oynayan kocaya bile iyi söylerlerdi. Şimdiki kadınlar işinden eve gelen adam azıcık geç kalsa “Canın çıksın, nerde kaldın?” diyorlar.



“Ne yani babaanne, eski zamanda yaşayan kadınlar gibi sıkıntı mı çekelim?”

“Kızım eski kadınlar gerçekten sıkıntı çektiler fakat yine de şimdikiler gibi her şeyden şikâyetçi olmazlardı. Eskiden yokluk vardı, zorluk vardı, iş güç çoktu. Herkes bir arada otururdu. Şimdiki kızların çoğunun evi ayrı barkı ayrı, iş güç az, her işi makineler yapıyor. Kızların annelerinin sıkıntı dediği de sıkıntı olsa bari. Kızları kocalarını ellerinde kukla gibi oynatamazlarsa bunun adı sıkıntı oluyor. Kendi kızlarının damatlarına yaptıkları sıkıntıyı görse bir de gözleri, bu çok bilmiş annelerin. Kadınların çoğunda bir karış dil. Daha kocaları ağzını açmadan onlar makineli tüfek gibi başlıyorlar. Hiçbir şeyden memnun olmayan çok kadın görüyorum etrafımda.”

“Babaanne erkeklerin hiç mi suçu yok yani?”

“Var kızım elbette var, kusursuz insan olur mu? Fakat erkekler kadınlar gibi sürekli şikâyet halinde değiller. Erkeklere bakıyorum çoğu hanımlarının pek çok eksiklerini gördükleri halde idare etmeye çalışıyorlar. Kadınlar gibi de kolayca yuvalarını dağıtmaya çalışmıyorlar. Kadınlara ne oluyor anlamıyorum.”



Feyza babaannesine hak vermeye başlamıştı. Saffet’i seviyordu aslında, özlemişti de. Boşanmayı istemiyordu; fakat oturulacak şehir konusunda inatlaşmışlardı. Bu inat yüzünden yuvası yıkılacak gibi duruyordu.

“Artık inada bindi babaanne, ben geri adım atamam.”

“Kör inat eşeklerde olur kızım. İnsana inat yakışmaz. İnadın, gururun, kibrin bunların hiçbirinin omzu yoktur başını yaslayacağın. İnadın gece seni sarıp sarmalamaz, üşütür ancak. Vakit varken yuvanı dağıtma kızım.”

Feyza babaannesine bir şey daha söyleyecekti ki dış kapı açıldı; annesi ve kızı Betül gelmişlerdi. Babaannesi hemen yönünü bahçeye çevirdi, tespihini çekmeye başladı. Betül Feyza’nın yanına yaklaştı, mutfağa giden anneannesine duyurmamaya çalışarak “Anne yolda bir adam gördüm aynı babama benziyordu, ben babamı çok özledim. O gelmiyorsa biz yanına gidelim.” dedi. Feyza ne diyeceğini bilemedi. Betül’ün anneannesinin yanında babasından bahsetmeye çekindiğini fark edince üzüldü. Annesi Saffet’in ardından konuşup durduğu için çocuk belli ki babasına kötü bir şey söylenmesin diye susuyordu.



Saffet beş ay içinde iki kez kızını görmek için gelmişti fakat göstermemişlerdi. Feyza’nın annesi çocuğu babasına göstermesine izin vermemişti. Saffet de kızını göremeyince bir daha gelmemişti. Feyza kızına ne büyük kötülük ettiğini o an fark etti. Kendi boşansa bile kızına bunu yapmaya hakkı yoktu. Baba ile evladını birbirinden koparmamalıydı, onların görüşmesine engel olmamalıydı. Ayrıca niye boşanıyordu ki? Babaannesinin söylediklerini düşündü. Kocasını seviyordu. Ayrılırsa pişman olacağını anlamıştı.

Feyza annesinin pazar alışverişinin detaylarını dinlerken sinir oldu birden. En iyi domatesi o bilirdi, en taze kabağı o seçerdi, kimse onu kandıramazdı. Bütün meyve ve sebzeleri tek tek seçmişti, falan filan. Her zamanki haliydi; her şeyi en iyi o bilirdi ve en doğru kararı o verirdi. Bu yüzden olmalı Feyza’nın hayatı için de en doğru kararı verdiğini düşünüyordu.

Feyza annesine fark ettirmeden kızının kulağına eğildi:” Gideceğiz babana merak etme.” dedi. Betül’ün yüzündeki kocaman gülümseme Feyza’nın gözünden iki damla yaş düşmesine sebep oldu.

Az sonra annesi yemek yapmak için mutfağa gittiğinde Feyza tespih çekmeye devam eden babaannesinin yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. “Güzel kadın, ne yaptın bana, bastonunla ben fark etmeden kafama mı vurdun bilmiyorum ama fena halde gözüm açıldı. Bu evin eşiği bana şimdiden yüksek gelmeye başladı. Yarın kızımı da alıp kocamın yanına gideceğim, artık orada yaşayacağım. Bana çok dua et emi?” dedi.

Güldü, babaannesi. Onun buruşuk yüzünde de güller açmıştı. Sıra Saffeti aramaktaydı; kim bilir ne kadar sevinecekti.




31 - 5 ŞUBAT BİM, A101 ve ŞOK MARKET AKTÜEL ÜRÜNLERİ ve İNDİRİMLERİ

31 - 5 ŞUBAT BİM, A101 ve ŞOK Marketler büyük indirimler ile karşınıza çıkıyor. Muhteşem indirimleri içinde barındıran kataloglar yayınlandı. Daha önce bu kadar ucuza görmediğiniz, pek çok ürünü bünyesinde barındırıyor



Bu yorumları ve detaylı katalogları görüntüleyebilmek için resimlerin üzerine tıklayabilirsiniz. Market ürünlerini kaçırmamamız için detaylı katalogları incelemenizi öneririz.



KATALOĞUN BÜYÜK HALİ YAZININ DEVAMINDADIR. ARZU EDERSENİZ ÜZERİNE BASILI TUTARAK TELEFONUNUZA KAYDEDEBİLİRSİNİZ.

Aşağıda bu ürünlerden bazılarını sizler için seçtik listeledik. Bu gibi ürünleri detaylı incelemenizi tavsiye ederiz.

Muhteşem ürünlerin bulunduğu 2 Şubat BİM Market aktüel ürünleri;

- JVC 124 cm Ultra HD 4K Uydu Alıcılı Smart Led Tv 1.899 TL - Luxell Nostaljik Mini Fırın 129 TL - Fakir Çay Makinesi 109 TL



- Kumtel Dikey Isıtıcı 99 TL - 3'lü Zigon Sehpa 89 TL - Soley Çift Kişilik Yatak Örtüsü 119 TL - Lolla'nın Dikiş Makinesi ve Ütü Seti 39 TL



- İş Makinesi 12,95 TL - Niloya Lisanslı Oyun Çadırı 37,50 TL - Damperli Kamyon / Çöp Kamyonu 14,90 TL - Bul-Tak Küp 11,90 TL



- Sulu Bülbül Düdük 3,50 TL - Chef's 2'li Yuvarlak Fırın Tepsisi 24,90 TL - Dantela Çay Seti 12 Parça 25,90 TL

Muhteşem ürünlerin bulunduğu 1 Şubat A101 Market aktüel ürünlerini;

- Toshiba 43L3763DAT 43" Full HD Smart Led Tv 1.699 TL - Xiaomi Redmi Note 5A Prime Cep Telefonu 899 TL



- Piranha Kablosuz Bluetooth Kulaklık 29,95 TL - Piranha 5503 Sanal Gerçeklk Oyun Tabancası 29,95 TL



- SanDisk 16 GB OTG USB Bellek 24,95 TL - Polar Battaniye 9,95 TL - Zorluteks Bebek Yorganı 19,95 TL



- Ranforce Yastık Kılıfı 2'li 5,95 TL - Silk&Blue Ters Havlu Bayan Soket Çorap 2,45 TL - Oyuncak Polis / İtfaiye Garaj Seti 24,95 TL



- Boyama Kitabı 3,95 TL - Oyuncak Sevimli Bloklu Kamyon 3,95 TL - Oyuncak Işıklı Metal Çekbırak Araba 9,95 TL

Muhteşem ürünlerin bulunduğu 31 Ocak Şok Market aktüel ürünlerini;

- Kumtel Defne Mini Fırın 119 TL - Kapalı Kasa Su Arıtma Cihazı 299 TL - Kuer 4 Kapaklı Fırın Dolabı 125 TL



- Bonera 3'lü Çelik Tencere Seti 79,90 TL - Verda Emaye Bitki Demliği 22,50 TL - Cem Tava 20 cm 9,95 TL



- Toprak Güveç ve Sütlaç Kasesi 6'lı 7,50 TL - Toprak Güveç Tencere 12,50 TL - Çek Bırak El Rondosu 19,90 TL



- LAV Defne Saklama Kabı 2 TL - Limonluk 2 TL - Figürlü Led Gece Lambası 9,95 TL - Gokidy Kinetik Kum ve Oyun Seti 14,95 TL



- Ne Alırsan 2 TL - Namet Kangal Sucuk 250 gr 8 TL (Bu fiyat 25 TL ve üzeri alışverişlerde geçerlidir)